Cinsel Sağlığı Korumak

“Bedenimizi hasta eden ruhumuzun baskısıdır.”

Sigmund Freud

Cinsel sağlık hassas dengelerden oluşur. Bu nedenle de beden sağlığı gibi bozulabilir ve düzelmesi için tedavi gerekebilir.

Cinsel işlev bozuklukları, fiziksel hastalıklar kadar yaygındır. Genç, yaşlı, kadın erkek, herkes hayatının bir döneminde cinsel bir rahatsızlık yaşayabilir. Ne var ki cinsel sağlık sorunları genellikle fark edilmez, dile getirilmekten utanılır. Oysa cinsel sağlıktaki sorunlar, insanın kendisiyle ve çevresiyle ilişkisinin belirleyicisidir ve öncelikle kişinin kendisi, sonra ailesi ve yakın çevresi, nihayetinde de toplum açısından olumsuz sonuçlar ortaya çıkarabilir. Bu nedenle cinsel sağlık sorunlarının tedavisi, fiziksel hastalıkların tedavisi kadar önemlidir. 

Beden sağlığındaki bir sorun, ağrı, acı gibi somut fiziksel belirtiler sayesinde anlaşılır. 

Ancak cinsel sağlıktaki sorunların anlaşılması bu kadar kolay ve çabuk olmaz ve bu sorunlar insanın yaşamını her düzeyde olumsuz etkiler. Yaşama isteği olmayan, mutsuz, çevresiyle iyi ilişkiler kuramayan, hırçın, kavgacı, uyumsuz olan ve bu gibi başka olumsuz özelliklere sahip insanlar da aslında cinsel sağlık sorunları nedeniyle bu durumdadırlar.

Beden sağlığı bozulduğunda hemen tedavi arayışına girişilir, doktora başvurulur ama cinsel sağlık söz konusu olduğunda aynı şey geçerli olmaz. Bunun birincil nedeni, kişinin yaşadığı cinsel soruna ilişkin farkındalığının olmaması, yani cinsel sağlığının bozulduğunu anlayamamasıdır. Bir diğer engel ise cinsel sorunlarına çözüm arayan kişinin seks düşkünü olarak algılanma korkusudur. Kişinin bu engeli de aşarak bir cinsel terapiste başvurmak istemesi durumunda da nereye başvuracağını, nasıl destek alacağını bilememesi söz konusu olabilir.

Bazı kişiler de bir cinsel terapiste başvuracaklarını bilseler de yabancı bir kişiyle cinsel sorunları, duyguları ve hayatı hakkında konuşmayı istemezler. Bazı kişiler ise, cinsel terapinin faydalı olamayacağını düşünürler, çünkü bir hastalığın ya da rahatsızlığın ilaç kullanmadan düzelebileceğine inanmazlar.

Cinsel sorunların da fiziksel sorunlar gibi çözüme ihtiyacı vardır. 

Sağlıklı olmak demek yalnızca fiziksel bir hastalığın olmaması demek değildir. Genel anlamda sağlık, bedensel ve cinsel iyilik durumu olarak tanımlanır. “Cinsel sağlık” da en genel anlamıyla insanın duygu, düşünce ve davranışlarının bir bütünlük içinde bulunduğu, kendisi ve diğer insanlarla uyum ve denge içinde olduğu, iyilik halidir. 

Cinsel sağlığı açısından iyilik halinde olan, yani cinsel sağlığı yerinde olan kişinin belli başlı özelliklerini şöyle sıralayabiliriz: Şehvetli ve tutkulu cinsel birleşmeleri olur; sonucu değil süreci keyifli yaşar, kendini olumlu ve olumsuz tüm yönleriyle kabul eder, özgüveni yüksektir, kendinden memnundur; cinselliğe dair nedeni belli olmayan kuşku, kaygı ve korkular hissetmez; partneriyle iletişimi ve ilişkileri sorunsuzdur. Yine böyle kişiler, yaşadığı toplumla uyumlu davranış ve tutumlar sergiler; toplumsal cinsel rollerini yerine getirmede istekli ve başarılıdır; seks yapma kararını kendi alır ve uygular, cinsel yaşamında söylediklerinin ve yaptıklarının sorumluluğunu alır; geleceğine umutla bakar, hedefleri ve bu hedeflere ulaşmak için çabası vardır; sağlıklı ve mutlu bir cinsel yaşamı vardır; karşılaştığı zorluklarla baş etme, sorunların üstesinden gelme gücüne sahiptir. Öte yandan cinsel sağlığı yerinde olmayan kişi ise cinsel tatminsizlik yaşar, cinsel korkuları ve kaygılar vardır, çatışmalı bir partner ilişkisi yaşar. Cinsel sağlığı bozuk kişilerin günlük yaşamını ve kişiler arası ilişkilerini bozacak nitelikte, sürekli ya da tekrarlayıcı şekilde duygu, düşünce ve davranışlarında tutarsızlıklar bulunur, aşırılıkları ve uygunsuz davranışları vardır.

Cinsel sorunlar mutsuz eder

Herkes zaman zaman içinde bulunduğu koşullar nedeniyle inişli çıkışlı ruh halleri ve çeşitli cinsel sorunlar yaşayabilir ve kendi başına bu sorunların üstesinden gelemeyebilir. Çoğunlukla sorunu yaratan koşullar değiştiğinde ya da ortadan kalktığında her şey normale döner. Bu durumdaki kişiler, sorunlarını partnerleriyle paylaşarak içsel dengelerini tekrar sağlar. Ancak bazen güven duyulan kişilerle yapılan görüşmeler yeterli olmaz ve kişinin cinsel sorunları kendi başına çözmeyeceği kadar karmaşıklaşır, içinden çıkılmaz bir hal alır. 

Sürekli endişeli, bitkin ve halsiz hissetme, cinsel hayattan hatta hayatın bütününden zevk almama, bunalım, içine kapanma, yaşamak istememe gibi ruh hallerinin birkaç haftadan uzun sürmesi ya da organik nedenleri bulunmayan ağrılı cinsel ilişki, tatmin olamama, cinsellikten soğuma, sertleşme sorunları, erken boşalma, orgazm olamama, baş ağrısı, kalp çarpıntısı, mide ve sindirim sorunları gibi fiziksel rahatsızlıkların olması durumunda yapılması gereken, bir cinsel terapiste başvurmaktır. Örneğin, 6 aydan uzun bir süre, neredeyse her gün, günün büyük bir bölümünü isteksiz geçiren, sürekli bitkin olan ve cinsellikle ilgili hiçbir şeye ilgi duymayan, cinsellikten zevk almayan birinin cinsel terapiye ihtiyacı var demektir ve muhtemelen ona cinsel isteksizlik tanısı konulabilir. 

Cinsel tatminsizlik veya sertleşme kaybı, çok şiddetli üzüntü, bitkinlik, umutsuzluk veya öfke ve çaresizlik duygularına yol açabilir ya da başka nedenlere bağlı oluşan bütün bu duyguların sonucunda ortaya çıkabilir. Bu normal bir psikolojik reaksiyondur. Kişinin cinsel sorunlarının üstesinden gelmesi, farklı süreleri gerektirebilir. Bu süre “cinsel sorunu kabullenme süreci” olarak adlandırılan ortalama 3-6 aylık süreyi de aşabilir. Cinsel sorun yaşayan kişi, kaybettiği cinsel özgüveni veya cinsel başarısızlıklarını hatırladıkça acısı tazelenir ama yaşanan acı ve diğer duyguların şiddeti zamanla azalır. Eğer böyle olmazsa ve uzun bir süreden sonra da kişinin normal duyguları ve günlük hayatı hâlâ üzüntüsünün etkisi altındaysa bu kişinin cinsel terapist yardımına ihtiyacı var demektir.

Cinsel sorunlar cinsel terapi ile çözülür.

Ülkemizde cinsel hayatı aktif olan her on kadından sekizinin, her on erkekten yedisinin, hayatının belli bir döneminde cinsel sorun yaşadığı bilinen bir gerçektir. Mevcut sorunlar hayatı çekilmez bir hale getirir ve çiftin ilişkisini monotonlaştırır. İlişkisinde sorun yaşayan birçok kişi veya çift bu durumda ne yapacağını veya nereye başvuracağını bilemez. Böyle bir sorunla karşılaşan kişilerin aklına “Cinsel sorunlardan kurtulmanın yolu nedir? Sorun yaşandığında ilk önce kime başvurulmalıdır? Cinsel terapide nasıl bir süreç yaşanır? Ne kadar sürer? Cinsel terapinin amaçları nelerdir? Kimler cinsel terapiye uygundur?” gibi pek soru takılabilir.

Bir cinsel sorun yaşandığında öncelikle ilk görüşme için cinsel işlev bozuklukları konusunda deneyimli bir cinsel terapiste başvurulmalıdır. İlk görüşmenin ardından cinsel terapist danışanları bireysel değerlendirme görüşmelerine alır ve vaka analizi yapar. Bu ilk değerlendirmeler sorunun psikolojik, ilişkisel, duruma bağlı ya da fiziksel kaynaklı olup olmadığını belirleme açısından oldukça önemlidir. Değerlendirme görüşmelerinden sonra cinsel terapist gerekli gördüğünde, bir psikiyatri uzmanı, nöroloji uzmanı, üroloji uzmanı, jinekolog veya endokrinoloji uzmanından konsültasyon isteyebilir. Gerekli psikolojik testleri yapabilir. Çünkü cinsel sağlık bilimi için multidisipliner bir yaklaşım şarttır.

Hiçbir cinsel terapistin elinde sihirli bir değnek yoktur ve sorunları bir anda çözmesi beklenmemelidir. Cinsel terapist yalnızca belli bir sorun karşısında olası nedenleri gün ışığına çıkararak ve çözüme ulaşmaya çalışarak kişiye veya çifte yardımcı olmayı hedefleyen bir terapisttir yalnızca. Çift aslında kendi sorununu kendi çözer, cinsel terapist bilgi ve deneyimiyle onlara yol gösterir. Her dert dermanıyla gelir. Dert ayrıntılı incelendiğinde ve nedenleri saptandığında çözüm, bu analizin içinde saklıdır. Bir ilk gece hastalığı olarak bilinen vajinismus, orgazma ulaşma güçlüğü, uyarılma güçlüğü, erken boşalma, iktidarsızlık, cinsel isteksizlik gibi gerek fiziksel gerekse psikolojik kökenli sorunlarda cinsel terapiste başvurulabilir. Ayrıca, cinsel tedavinin sonuçlarının kısmen cinsel terapistin deneyim ve yeteneğine ama büyük ölçüde de danışanın veya çiftin iyileşme isteğine ve inancına bağlı olduğunu unutmamak gerekir. 

Cinsel terapinin çoğu kez ekonomik açıdan pahalı olduğu düşünülse de öyle değildir ve son derece basit, eğlenceli çalışmalardan oluşan ve “aşk oyunları” adı verilen ev ödevlerini içerir. Daha çok karşılıklı konuşma yoluyla yolu ile yapılan eğitsel bir süreçtir. Seanslarda konuşmanın dışında başka bir şey yapılmaz, ev ödevleri adından da anlaşılabileceği gibi yalnızca evde yapılır.

Cinsel işlev bozuklukları kader değildir, tedavisi vardır. Yalnızca danışanların içinde iyileşmek için güçlü bir istek ve inanç varsa, cinsel terapistin durumu değiştirmek yönünde harcayacağı çabaya gerçekten katkıda bulunabileceklerinden eminseler, tedavileri gerçekten başarılı olacaktır. Yani, sonuca inanıldığında başarı mutlaka gelir. Ayrıca tedavinin başarısında danışanların ve yaşam koşullarının terapi için hazır olması büyük önem taşır. Özellikle de mahremiyet koşullarının oluşturulamadığı evlerde cinsel sorunların yaşanması kaçınılmaz bir sonuçtur.

Cinsel terapi almanız gerektiğini nasıl anlarsınız?

Cinsel işlev bozuklukları yaşadığınızda, kendinizi cinsel yaşamda özgüvenli ve mutlu hissetmediğinizde bu durumdan kendi başınıza veya partnerinizle birlikte kurtulma çabalarınız da sonuç vermediğinde profesyonel destek alma zamanı gelmiş demektir. Ayrıca kendinize soracağınız aşağıdaki sorular ve bunlara vereceğiniz yanıtlar da cinsel terapiye ihtiyaç duyup duymadığınız konusunda karar vermenizi kolaylaştırır: 

1. Kendimi öncekinden farklı ve cinsel hayatta başarısız ve yetersiz hissediyor muyum?

2. Yaşadığım cinsel sorun huzurumu bozuyor mu?

3. Bu değişikliğin bir açıklaması var mı?

4. Bu açıklama cinsel sıkıntıların süresini ve şiddetini açıklamaya yetmiyor mu?

5. Cinsel işlevlerimi oldukça zorlanarak mı yapıyorum?

6. Cinsel konularda hep endişeli ve korku hissi yaşıyor muyum?

7. Bedensel rahatsızlıklarım, sebepsiz ağrılarım var mı? 

8. Rahat uyuyamıyor muyum? Yetersiz veya fazla mı uyuyorum? Uyandığımda hiç uyumamış gibi yorgun muyum?

9. Kendimi sıklıkla saldırgan, öfkeli, gergin hissediyor muyum, sakinleşmekte zorlanıyor muyum?

10. Partnerime ve çevremdekilere karşı çok tahammülsüz ya da hoşgörüsüz müyüm?

11. İşe gitmek isteğim yok mu, çalışmakta zorlanıyor muyum?

12. İntiharı düşünüyor muyum?

13. Çevremde cinsel sorunlarım hakkında konuşabileceğim insan yok denecek kadar az mı?

14. Arkadaşlarımla yaptığım konuşmalar artık fayda etmiyor mu?

15. Partnerim veya başkaları da bendeki değişikliğin farkında mı?

16. Cinsel sorunlarım 6 aydan uzun bir süredir devam ediyor mu?

17. Cinsel sorunlarım bende, partnerimde ve partner ilişkimde başka sorunlara yol açıyor mu?

18. Bu değişikliklere karşı umursamaz mı davranıyorum?

19. Partnerimle yakınlaşmaktan, birlikte olmaktan kaçınıyor muyum?

Web

Instagram

Facebook

Twitter

YouTube

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir